|
BAYBURT'TA
YEREL SEYİRLİK EĞLENCE TÜRÜ
OYUNLAR
Yurdumuzun her yöresinde
olduğu gibi, Bayburt'ta da o
yöre insanlarının fikir ruh
ve mizahi açıdan zekasını
ortaya koyan bir çok oyun
vardır. Oynanan oyunlar,
belli bir yaş gurubunca
oynanır ve o guruba hitap
eder. Bayburt'ta oynanan
seyirlik ve eğlencelik türü
oyunlar üç ana bölümde
incelenebilir :
Şimdide bu oyunlar
hakkında kısa bilgiler
verelim.
Çocuk Oyunları
:
Çocuk oyunları mahalle veya
köyün boş bir sahasında
oynanır. Genelde oyunları
tümünde "ebe" diye tabir
edilen ve oyunu yöneten bir
çocuk bulunur. Ebe oyunun
ceza ve ödüllenmesi ve
akışını yönlendirir, ebe
oyundan oyuna değişebilir.
Yörede oynanan çocuk
oyunlarından bazıları
şunlardır
-
Alda vu
-
Arabi
-
Aşuh
oyunları
-
Kırdı-kırdı
-
Tugara
gördüm
-
Konç
-
Lep
|
-
Tıka
-
Yersiz
-
Bilye
oyunları
-
Emen
-
Gubbe
-
Haray
-
Deveci v.b.
|
Tugara gördüm
:
Oyuncu sayısı en az sekiz
olmalıdır. Oyuncular iki
gruba ayrılır. Oyun daha
ziyade Ramazan gecelerinde
oynanır. Oyuncuların
haricinde bir de hakem
vardır. Oyuncu grupları
arasında yazı tura atılarak
ebe grup seçilir. Hakem ebe
grupla kalır. Burası
emendir. Diğer grup kaçarak
saklanır. Bir müddet sonra
hakem"azed ederim" diye
bağırır, ebe grup saklanan
arkadaşlarını aramaya
koyulurlar.
Hakem ebelerin bulundukları
yeri saklanan arkadaşlarına
yüksek sesle bildirir.
Mesela "cami önündeyiz,
falan sokağa giriyoruz"v.s.
gibi. Ebe grup, gizlenen
arkadaşlarından birini
görürse "Tuğara gördüm
Gördüm" der emene doğru
koşar. Görülen oyuncu yanmış
olur. Saklanan oyuncular
ebelere görünmeden
sırtlarına atlamaya
çalışırlar. Ebeyi
yakaladıklarında emene kadar
binerler. Şayet ebeler
saklanmış olan
arkadaşlarından önce emene
koşarlarsa diğer çoğunluğa
bakılır. Çoğunluk ebelerde
ise, ebe grubu değişir,
diğer grup ebe olur, oyun
tekrarlanır.
Aşuh
(Aşık) oyunları :
Tarihi çok eski bir çocuk
oyunu olan ve günümüzde
artık çocukların pek
oynamadığı aşuk'tan
bahsetmenin kültür
değerlerimiz açısından
önemli olduğuna inanıyoruz,
şöyle ki oyunda geçen bir
takım deyimler Kaşgarlı
Mahmud'un 1068--1072 yılları
arasında yazdığı bilinen
Divan ü lügat-it Türk'te
geçmektedir.
Koyun, keçi, oğlak ve küçük
danaların ayaklarından çıkan
aşıklar, çocuklar için birer
oyun aracıdır. Aşıklar
genelde boya ile boyanır,
sağa ların belleri bakır
telle sarılır ve ortaları
delinerek ağır olması için
kurşun akıtılır. "Sağa"
tabir edilen ağır ve büyük
aşıklar oyuncunun elindeki
seçilmiş aşıktır, her
oyuncunun bir sağa'sı
vardır.
Sokakta veya evlerin
damlarında oynanan, aşuk
oyunlarını sadece erkek
çocuklar oynar. Aşukların
yüzleri çig, şeg, tög, mire,
alçı gibi isimler alırlar.
Bir daire içerisine dizilen
aşıklar bir kaç metre
uzaktan sağalarla atılarak
daireden dışarıya
çıkarılmaya çalışılır, bu
oyuna "çızı oyunu" denir.
Çizgi dışına çıkarılan her
aşuk, çıkaran oyuncuya ait
olur. Aşuk çıkaramayan
oyuncu, oyunu rakibine
bırakır, böylece aşukların
tamamı daire dışına
çıkıncaya kadar oyun devam
eder: Aşukları biten çocuğa
"Uduzdu" denir. Bu oyundan
başka "Mire" diye tabir
edilen birbaşka oyun
şeklinde ise ortaya oynayan
oyuncu sayısı kadar aşuk
dizilir. Dizilen bu aşuk
kümesine bir kaç metreden
sağa denilen aşukla şeğleme
yapılır. Aşuk "mire" gelirse
kümenin olduğu yerden bunu
vurmak için diğer oyuncular
sağalarını atarlar,vuran
çocuk diğerlerden birer aşuk
alır mire gelen sağa
vurulamazsa sahibi diğer
oyunculardan birer aşuk
alır. Şeglenen aşuk mire
gelmezse diğer oyuncularda
küme etrafında aşuklarını
şeglerler sonra bir çocuk
tarafından aşık kümesine
sağa İle atış yapılır küme
dağılırsa sağanın yüzlerine
uyan aşuklar, oluşuncaya
kadar vurulur. Sonra tekrar
küme kurulur kazanan oyuncu
arkadaşlarından birer aşuk
alır oyun böyle devam eder.
Kadın
oyunları :
Kadınların özellikle genç
kızlarımızın kendi
aralarında oynadıkları bu
oyunlar önemli günlerde
sergilenir. Oyunlar genel
olarak kuralları ve kültür
öğelerinin ışığı altında
oynanır. Genç kızların ve
kadınların sundukları
oyunları yaşlılar izleyici
olarak takip ederler. Kına
gecelerinde oynanan oyunlar
genellikle damat tarafından
gelen ve "Yenge" tabir
edilen kişilere yönelik
olarak düzenlenir ve
yengeler tarafından oyun
düzenleyenlere bahşişler
verilir. Ayrıca Bayburt'ta
insanları bir araya getiren
önemli günlerin bazılarında
"herfene" deyi tabir edilen
bir buluşma şekli vardır.
Mesela genç kızlar herhangi
bir günde kendi aralarında
anlaşmak suretiyle herkes
kendisine uygun hazırladığı
yiyecekleri getirerek
eğlence düzenlenir. Bu günkü
bayanların kendi aralarında
"gün" diye ifade etdikleri
olay Bayburt'ta yıllardan
beri eski bir Türk geleneği
olarak "Herfene" adı altında
devam etmektedir. Bazı kadın
oyunları:
Erkek
oyunları :
Erkek oyunları da diğer
oyunlar gibi belirli
kaideler içerisinde oynanır.
Genellikle önemli günlerde
mahalle veya köyde bir araya
gelen gençler eğlenmek, hoş
vakit geçirmek amacı ile
oyunlarını sergilerler.
Erkek oyunlarında oyunlar
oynanırken "ebe" veya
"delikanlı başı" oyunları
yönetir ve yönlendirir. Oyun
alanında bulunan herkes
oyuna katılır ve oyun
sonunda verilen cezaya kimse
itiraz etmez. Eğer verilen
ceza ağır ise delikanlı başı
veya orada bulunan en yaşlı
kişinin hakemliğinde ceza
hafifletilebilir. Gençlerin
oyunlarına örnek verecek
olursak,
-
Herkes benim
gibi olsun
-
Dişçi
-
Kabak
-
Berber
-
Vızdız
|
-
Sivdi-sivdi
-
Karalı
-
Bezir
çıkarması
-
Minder altı
-
Kalaycı ve
körüğü v.b.
|
Herkes
benim gibi olsun :
Bayburt'ta sağdıç gecelerin
güzel oyunlarından biridir.
İzin alınmadan ve gizlice
oyuna başlanır. Oyunu
yapacak kişiler gizlice
dışarı çıkarlar, biri
belinden yukarı soyunur ve
palaska elinde koşarak
gençlerin bulunduğu odaya
girer, elinde ki palaskayı
sağa sola vurarak "Herkes
benim gibi olsun" diye
bağırır. Toplulukta
bulunanlar bir taraftan
belden yukarı çıkarırken,
palaskadan nasiplerini
almamak için sağa sola doğru
koşarlar. Herkesin belden
yukarısını soyunduğu anda,
dışarıda bekleyen ikinci
kişi içeri girer ve "Herkes
benim gibi olsun" diyerek
çıplak olanlara vurmaya
başlar. Çıplak olanlar
palaskadan kurtulmak için
acele giyinmeye çalışırlar
ve herkes giyindiğinde oyun
biter.
Cirit
:
Gençlerin oynadıkları
oyunları sayarken, onların
büyük tutkusu ata yadigarı
ciritten de bahsetmeden
geçilmeyeceğine inanıyoruz,
Ata sporlarımızdan biri olan
cirit yıllardan beri,
Bayburt'ta oynanmaktadır.
Uzun zaman boyunca,
geleneksel bir kimlik
içerisinde kendi koydukları
ve oluşturdukları kurallarla
yapılan cirit oyunu,
günümüzde kurulan Atlı Spor
Kulüpleri vasıtasıyla
Geleneksel Spor Dalları
Federasyonuna bağlı Atlı
Cirit Müsabaka Talimatı
doğrultusunda
yürütülmektedir.
Atlı cirit müsabakalarında
her takım 7 asıl ve iki
yedek atlı sporcudan oluşur.
Oyuna en az 7 Atlı sporcu
ile başlanır. Oyun 40
dakikalık iki devre halinde
80 dakika oynanır, 10 dakika
devre arası verilir. Oyun
esnasında Atlı oyuncu sayısı
5'den aşağıya düşerse o
takım yenik sayılır.
Nizami 40xl20 metre
ebatlarında ki düzenlenmiş
taşsız az kumlu sahalarda
oynanır, ciritçi elinde 110
cm uzunluğunda, oval başı 3
cm' den arkaya doğru 2 cm
olacak şekilde hazırlanmış
ahşap sopa (Değnek )
kullanır. Değneği at
üzerinde ki oyuncu rakip
oyuncuya atar. Değneğin
diğer at üzerinde ki rakip
oyuncuya deymesi, rakip
oyuncu tarafından tutulması,
rakip oyuncunun
arkadaşlarının değneği atan
oyuncuya hamle yapması,ata
kasten değnek vurulması,
ciritçinin atına haşin
davranması belirli
puanlamayı gerektirir,
sonunda en çok puan alan
takım oyunu kazanır |